Sosyal Medya Şovalyeleri

Sanayi devrimi, bilgi çağı ardından internet çağı ve internetin web 1.0 dan başlayan gelişim süreci bizi bugünlere getirdi. Artık bilgi ve iletişimin çift yönlü olduğu bir çağdayız. Tüketici hiç olmadığı kadar güçlü ve söz sahibi. İşte tüketicilerin sesleri ile oluşan tabiri caizse bu gürültü sosyal medya…
Sosyal medyanın tüm dünyada yükselişi bize bir şeyler anlatıyor.  Sosyal medyayı oluşturan mecralar her ülkede farklı şekilde ilgi görse de, genel eğilimler aynı. İstatistiklere baktığımızda Türk kullanıcısının Facebook ve Friendfeed kullanımında ise ilk sıralarda olduğunu görebiliyoruz. Twitter kullanımı ise moda duruşuna rağmen yüksek oranlarda değil. Facebook ve Friendfeed gibi mecraların ortak özelliği tüketiciye daha fazla görüş bildirme olanağı ve daha fazla paylaşım gücü vermesi. Dünyadaki örneklere kıyasla tüketici haklarının daha zayıf olduğu bir ülke için şaşılacak bir şey yok! Türk tüketicisi sesini daha fazla duyurmak  ve dikkate alınmak istiyior. Bunu da en kolay internet ortamında yapabiliyor.
Peki markalar bu sesi duyuyor mu?
Pek çok şirket günümüz moda trendi, yükselen bir değer olarak bakıyor sosyal medyaya. Kulaklarını dört açmış sosyal medya dan gelen sesleri dinlemeye başladılar. Ancak kanımca çoğu henüz ne yapılması gerektiğini bilmiyor.
Markaların sosyal medya da ki davranışlarını 3 kategori de toplayabiliriz.
1. “Duymadım, görmedim bilmiyorum” cu lar
Bu yolu tercih eden oldukça fazla marka var. Bir çoğu eminim gerçekten duymuyor, görmüyor ve bilmiyor. Şirket yöneticileri bu vizyona sahip değil. Tüketicilerin söylediklerini önemli görseler bile, internette yazılıp çizilenlerin etkisinin çok olmayacağını varsayarak, bu konuda en ufak bir çabaları yok. Bu çabayı gösterecek bilgi ve becerileri de, muhtemelen yok.
Diğer bir çeşit duymadımcılar ise, aslında duyanlar ama duymamazlıktan gelenler. Bilhassa devasa firmalar var böyle. Sırtını sayfalarca imzalatılmış sözleşmelere, akıllıcı kurgulanmış taahhütlere ve kanun boşluklarına dayamış olan markalar… Bu markaların halk içine çıkacak cesaretleri yok. İtibarı PR şirketinin maharetine, reklam yıldızlarının popülerliğine ve boy boy her köşede karşımızda çıkan bayi / şube lerine dayamışlar. Haklarını arama kültürü henüz olmayan bir coğrafyada, kurdukları tezgah içinde iyi kazançları var. Neden halk içine çıkıp zılgıt yesinler ki… Sağda solda her vakit duyduğunuz reklamlarda adı geçen bu markaları sosyal medya da görmediğinize sakın şaşırmayın. Onların insan içine çıkacak yüzleri yok zaten.
2. “Ben yaptım oldu” cu lar
Sosyal medya büyüsüne kapılmış, tüm iyi niyeti ile burada var olayım diyenler de var. Bunlardan bir kısmı işi yanlış anlamış olanlar. Birileri onlara buraları ucuz -hatta bedava- reklam mecrası olarak tanıtmış. Onlar da sosyal mecraları bu şekilde kısa vadeli hesaplar için kullanıyorlar. Bir kısmı, müşterileri de dinlemek, onların görüşünü de almak niyeti ile burada var olmayı düşünmüşler ancak kötü yönetim ve strateji fakirliği ile yaptıkları işi ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. Her şeye rağmen niyetleri iyi en azından…
3. Sosyal medya şovalyeleri
Tebrikleri hak edenler ise  sosyal medya şovalyelerimiz. Bu şirketler haklarında olumsuz yorumlar olacağını bilseler bile, bunlarla yüzleşebilme cesaretini gösteren ve tüm iyi niyetleri ile müşterilerinin yanında olma çabasında olanlar. Üstelik bunu yaparken, “ben yaptım oldu” cu ların aksine işi ciddiyetle ele alıp bu işin uzmanlarını istihdam ederek ve ya profesyonel destek alarak bu işi yapıyorlar. Sosyal medya da kampanyalar düzenliyorlar, yeni çıkardıkları ürünlere tüketicilerin isim vermesini istiyorlar, müşterilerinin şikayetlerini iletebilecekleri bir kanal olarak bu mecraları kullanıyorlar.
Dünyada ve ülkemizde bir çok örneği var. 1. ve 2. maddeler için örnekleme yapmayacağım. Bu maddelerde adı geçen markaları zaten az çok anlayabilirsiniz. Ben daha çok yazıma başlığını vermiş olan “sosyal medya şovalyeleri” nden bahsetmek istiyorum.
TTnet bu şovalyelerden. TTnet bunu hak edecek bir destek hattı projesini FriendFeed de açtı. Çoğu markanın girmeye cesaret edemediği bir kanalda, üstelik ADSL gibi oldukça sorunlu ve TTnet gibi sıklıkla eleştirilere maruz kalan bir markanın buna cesaret ettiğini duyunca oldukça şaşırmıştım. TTnet resmen şovalyelik yapıyor, bir çok markaya da örnek olacak bir iş yapıyordu. Açıldığı günden bugüne hep olumlu yorumlar aldığını gördüm. http://friendfeed.com/ttnetdestek adresinden müşterilerine destek olmak için hesabı yöneten bir ekip kurulmuş ve ilgili şikayet ve talepleri hızlı bir biçimde işleme koyuyorlar. Kendilerini tebrik ediyorum…
Artık tüketiciler olarak bizler de, tüketiciyi daha çok dinleyen ve ona değer veren markaları bekliyoruz. Çünkü bunu hak ediyoruz, her geçen gün daha da bilinçleniyor ve güçleniyoruz.
Haydi sosyal medya şovalyeleri sizi bekliyoruz…

Sanayi devrimi, bilgi çağı ardından internet çağı ve internetin web 1.0 dan başlayan gelişim süreci bizi bugünlere getirdi. Artık bilgi ve iletişimin çift yönlü olduğu bir çağdayız. Tüketici hiç olmadığı kadar güçlü ve söz sahibi. İşte tüketicilerin sesleri ile oluşan tabiri caizse bu gürültü sosyal medya…

Sosyal medyanın tüm dünyada yükselişi bize bir şeyler anlatıyor.  Sosyal medyayı oluşturan mecralar her ülkede farklı şekilde ilgi görse de, genel eğilimler aynı. İstatistiklere baktığımızda Türk kullanıcısının Facebook ve Friendfeed kullanımında ise ilk sıralarda olduğunu görebiliyoruz. Twitter kullanımı ise moda duruşuna rağmen yüksek oranlarda değil. Facebook ve Friendfeed gibi mecraların ortak özelliği tüketiciye daha fazla görüş bildirme olanağı ve daha fazla paylaşım gücü vermesi. Dünyadaki örneklere kıyasla tüketici haklarının daha zayıf olduğu bir ülke için şaşılacak bir şey yok! Türk tüketicisi sesini daha fazla duyurmak  ve dikkate alınmak istiyior. Bunu da en kolay internet ortamında yapabiliyor.

Peki markalar bu sesi duyuyor mu?

Pek çok şirket günümüz moda trendi, yükselen bir değer olarak bakıyor sosyal medyaya. Kulaklarını dört açmış sosyal medya dan gelen sesleri dinlemeye başladılar. Ancak kanımca çoğu henüz ne yapılması gerektiğini bilmiyor.

Markaların sosyal medya da ki davranışlarını 3 kategori de toplayabiliriz.

1. “Duymadım, görmedim bilmiyorum” cu lar

Bu yolu tercih eden oldukça fazla marka var. Bir çoğu eminim gerçekten duymuyor, görmüyor ve bilmiyor. Şirket yöneticileri bu vizyona sahip değil. Tüketicilerin söylediklerini önemli görseler bile, internette yazılıp çizilenlerin etkisinin çok olmayacağını varsayarak, bu konuda en ufak bir çabaları yok. Bu çabayı gösterecek bilgi ve becerileri de, muhtemelen yok.

Diğer bir çeşit duymadımcılar ise, aslında duyanlar ama duymamazlıktan gelenler. Bilhassa devasa firmalar var böyle. Sırtını sayfalarca imzalatılmış sözleşmelere, akıllıcı kurgulanmış taahhütlere ve kanun boşluklarına dayamış olan markalar… Bu markaların halk içine çıkacak cesaretleri yok. İtibarı PR şirketinin maharetine, reklam yıldızlarının popülerliğine ve boy boy her köşede karşımızda çıkan bayi / şube lerine dayamışlar. Haklarını arama kültürü henüz olmayan bir coğrafyada, kurdukları tezgah içinde iyi kazançları var. Neden halk içine çıkıp zılgıt yesinler ki… Sağda solda her vakit duyduğunuz reklamlarda adı geçen bu markaları sosyal medya da görmediğinize sakın şaşırmayın. Onların insan içine çıkacak yüzleri yok zaten.

2. “Ben yaptım oldu” cu lar

Sosyal medya büyüsüne kapılmış, tüm iyi niyeti ile burada var olayım diyenler de var. Bunlardan bir kısmı işi yanlış anlamış olanlar. Birileri onlara buraları ucuz -hatta bedava- reklam mecrası olarak tanıtmış. Onlar da sosyal mecraları bu şekilde kısa vadeli hesaplar için kullanıyorlar. Bir kısmı, müşterileri de dinlemek, onların görüşünü de almak niyeti ile burada var olmayı düşünmüşler ancak kötü yönetim ve strateji fakirliği ile yaptıkları işi ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. Her şeye rağmen niyetleri iyi en azından…

3. Sosyal medya şovalyeleri

Tebrikleri hak edenler ise  sosyal medya şovalyelerimiz. Bu şirketler haklarında olumsuz yorumlar olacağını bilseler bile, bunlarla yüzleşebilme cesaretini gösteren ve tüm iyi niyetleri ile müşterilerinin yanında olma çabasında olanlar. Üstelik bunu yaparken, “ben yaptım oldu” cu ların aksine işi ciddiyetle ele alıp bu işin uzmanlarını istihdam ederek ve ya profesyonel destek alarak bu işi yapıyorlar. Sosyal medya da kampanyalar düzenliyorlar, yeni çıkardıkları ürünlere tüketicilerin isim vermesini istiyorlar, müşterilerinin şikayetlerini iletebilecekleri bir kanal olarak bu mecraları kullanıyorlar.

Dünyada ve ülkemizde bir çok örneği var. 1. ve 2. maddeler için örnekleme yapmayacağım. Bu maddelerde adı geçen markaları zaten az çok anlayabilirsiniz. Ben daha çok yazıma başlığını vermiş olan “sosyal medya şovalyeleri” nden bahsetmek istiyorum.

TTnet bu şovalyelerden. TTnet bunu hak edecek bir destek hattı projesini FriendFeed de açtı. Çoğu markanın girmeye cesaret edemediği bir kanalda, üstelik ADSL gibi oldukça sorunlu ve TTnet gibi sıklıkla eleştirilere maruz kalan bir markanın buna cesaret ettiğini duyunca oldukça şaşırmıştım. TTnet resmen şovalyelik yapıyor, bir çok markaya da örnek olacak bir iş yapıyordu. Açıldığı günden bugüne hep olumlu yorumlar aldığını gördüm. http://friendfeed.com/ttnetdestek adresinden müşterilerine destek olmak için hesabı yöneten bir ekip kurulmuş ve ilgili şikayet ve talepleri hızlı bir biçimde işleme koyuyorlar. Kendilerini tebrik ediyorum…

Artık tüketiciler olarak bizler de, tüketiciyi daha çok dinleyen ve ona değer veren markaları bekliyoruz. Çünkü bunu hak ediyoruz, her geçen gün daha da bilinçleniyor ve güçleniyoruz.

Haydi sosyal medya şovalyeleri sizi bekliyoruz…

Sosyal Medya Şovalyeleri” üzerine bir düşünce

  1. Irmaksu

    1. Ben bir ürüne niyetlenme aşamasında iken, birçok sitedeki müşteri yorumlarını mutlaka okuyorum. Onlarca olumlu yorum yazanlar önemli olsa da (şirketin kendisi yazmış olabilir) birkaç tane olumsuz görüş yazanlara daha çok önem veriyorum.

    2. “Şövalye” şeklinde yazılır, zaten fransızca mıdır nedir? “chevalier” doğru yazılsa ne olur yazılmasa ne olur?
    “tren” kelimesinin “tiren” şeklinde yazılmasını istiyorum.

    3. Ayrıca TTnetten nefret ettgimi (olabilecek en yüksek şiddette kınayarak) belirtmek beni mutlu ediyor. Ev telefonumu kullanmadığım halde benden “hem internet + hem sabit ücret” alıyor.

    Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir