Halk Artık Şunu Diyor : Güç Bende Artık!

Bireylerin, denetimden uzak özgür iradeleri ile görüşlerini ifade edebildikleri, bu görüşleri paylaşarak topluluklar oluşturabildikleri bir medyadan bahsediyoruz. Bu çok seslilik gerçeklerin saklanamazlığı ilkesini barındırıyor. Çünkü, sosyal medyayı oluşturan bireyler farklı politik görüşlerden ve farklı sosyo-ekonomik sınıflardan oluyor. Sosyal medya, bireyin gücünü ifade ediyor. Daha önce hiç olmadığı kadar sesini duyurma ve sözünü dinletme şansı veriyor bireylere.

Bundan önce gücün merkezde olduğu, kontrol edildiği ve yönlendirildiği bir dönemdeydik. Bu gücün adı “medya” idi.
Peki ya şimdi?
Şimdi, sosyal medyanın gücü gitgide artıyor. Dolayısı ile medyanın gücü azalıyor. Online nüfus arttıkça, bu nüfus vaktini internet üzerinde geçirmeye başladıkça “tiran” ların gücü azalıyor. Güç daha çok halka geçiyor. Size, bana ve diğerlerine. Kontrolün merkezde tabana, karardan vicdana, tekilden çoğula aktığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönem siyah beyazdan griye doğru kaydığı, “her iyide bir kötü, her kötü de bir iyi taraf” olduğunu görme şansını yakaladığımız bir dönem. Fikirlerin çokluğu bazen kaos yaratır, ama her kaos sonunda kendi içinde bir düzen bulur. Sosyal medya da da bunun olacağını, kaos gibi gözüken çok sesliliğinde kendi içinde devinip olgunlaşan bir iradeye dönüşeceğini öngörüyorum.
Sosyal medyanın bu büyümesi, beraberinde klasik medyanın gücünün azalması, en çok siyaset dünyasını etkileyecek. Artık politikacıları başarılı veya başarısız gösteren bir merkez yok. Daha önceleri hatırlarım, kapı ardında yapılan pazarlıklarla bazı politikacıları destekleyen medya guruplarının, seçim zaferinden sonra ödüllendirildiklerini konuşurduk. Bu klasik medyanın elinde bir güçtü ve uygulanması da oldukça da basitti. Belirli haberler vakti geline yayınlanır, belirli haberler yayınlanmazdı. Bazı haberler yayınlanmak üzere tozlu raflarda bekletilirdi. Bazı haberler öyle bir sunulurdu ki, kitleler sunulduğu şekilde yönlendirilirdi. Seçim kazandıran veya kaybettiren, iktidarı yıpratan veya destekleyen bir güçtü medya. Bu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de böyle. Yakın tarihimize bakın, zaman zaman siyasetçiler ve askerlerin, medya patronları ile sıkı fıkı olduklarını göreceksiniz.
Bununla ilgili öncelikle dünyadan örneklere bakalım. Yakın zamanda İran’da muhalif guruplar iletişimlerini tamamen sosyal medya üzerinden özellikle de Twitter’dan yaptılar. Çünkü medya devlet denetiminde ve kontrol altındaydı. Şu aralar, İngilitere’de de seçimler yapılıyor. Siyasetçiler sosyal medya da konuşulanlara göre hareket etmek zorunda kalıyor. Örneğin, İngiltere seçimlerinde adaylardan muhafazakar lider David Cameron, “Geçen gün bir vatandaş bana gelip…” diye başlayan bir anektot anlattı. Ardından twitter bu anektotu tiye alan yorumlarla doldu taştı. Bir sonraki açık oturumda Cameron, bu anektotlardan hiç bahsetmedi.
Bu konuyla ilgili BBC nin haberini video olarak izleyebilirsiniz.
<object width=”512″ height=”400″><param name=”movie” value=”http://www.bbc.co.uk/emp/external/player.swf”></param><param name=”allowFullScreen” value=”true”></param><param name=”allowScriptAccess” value=”always”></param><param name=”FlashVars” value=”config_settings_language=tr&config_settings_showPopoutButton=true&playlist=http%3A%2F%2Fwww%2Ebbc%2Eco%2Euk%2Fturkce%2Fmeta%2Fdps%2F2010%2F05%2Femp%2F100505%5Fvid%5Fuk%5Fsocialmedia%2Eemp%2Exml&config_settings_showFooter=true&”></param><embed src=”http://www.bbc.co.uk/emp/external/player.swf” type=”application/x-shockwave-flash” allowfullscreen=”true” allowScriptAccess=”always” width=”512″ height=”400″ FlashVars=”config_settings_language=tr&config_settings_showPopoutButton=true&playlist=http%3A%2F%2Fwww%2Ebbc%2Eco%2Euk%2Fturkce%2Fmeta%2Fdps%2F2010%2F05%2Femp%2F100505%5Fvid%5Fuk%5Fsocialmedia%2Eemp%2Exml&config_settings_showFooter=true&”></embed></object>

Bundan önce gücün merkezde olduğu, kontrol edildiği ve yönlendirildiği bir dönemdeydik. Bu gücün adı “medya” idi.

Peki ya şimdi?

Şimdi, sosyal medyanın gücü gitgide artıyor. Dolayısı ile medyanın gücü azalıyor. Online nüfus arttıkça, bu nüfus vaktini internet üzerinde geçirmeye başladıkça “tiran” ların gücü azalıyor. Güç daha çok halka geçiyor. Size, bana ve diğerlerine. Kontrolün merkezde tabana, karardan vicdana, tekilden çoğula aktığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönem siyah beyazdan griye doğru kaydığı, “her iyide bir kötü, her kötü de bir iyi taraf” olduğunu görme şansını yakaladığımız bir dönem. Fikirlerin çokluğu bazen kaos yaratır, ama her kaos sonunda kendi içinde bir düzen bulur. Sosyal medya da da bunun olacağını, kaos gibi gözüken çok sesliliğinde kendi içinde devinip olgunlaşan bir iradeye dönüşeceğini öngörüyorum.

Sosyal medyanın bu büyümesi, beraberinde klasik medyanın gücünün azalması, en çok siyaset dünyasını etkileyecek. Artık politikacıları başarılı veya başarısız gösteren bir merkez yok. Daha önceleri hatırlarım, kapı ardında yapılan pazarlıklarla bazı politikacıları destekleyen medya guruplarının, seçim zaferinden sonra ödüllendirildiklerini konuşurduk. Bu klasik medyanın elinde bir güçtü ve uygulanması da oldukça da basitti. Belirli haberler vakti geline yayınlanır, belirli haberler yayınlanmazdı. Bazı haberler yayınlanmak üzere tozlu raflarda bekletilirdi. Bazı haberler öyle bir sunulurdu ki, kitleler sunulduğu şekilde yönlendirilirdi. Seçim kazandıran veya kaybettiren, iktidarı yıpratan veya destekleyen bir güçtü medya. Bu tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de böyle. Yakın tarihimize bakın, zaman zaman siyasetçiler ve askerlerin, medya patronları ile sıkı fıkı olduklarını göreceksiniz.

-Bununla ilgili öncelikle dünyadan örneklere bakalım. Yakın zamanda İran’da muhalif guruplar iletişimlerini tamamen sosyal medya üzerinden özellikle de Twitter’dan yaptılar. Çünkü medya devlet denetiminde ve kontrol altındaydı. Şu aralar, İngilitere’de de seçimler yapılıyor. Siyasetçiler sosyal medya da konuşulanlara göre hareket etmek zorunda kalıyor. Örneğin, İngiltere seçimlerinde adaylardan muhafazakar lider David Cameron, “Geçen gün bir vatandaş bana gelip…” diye başlayan bir anektot anlattı. Ardından twitter bu anektotu tiye alan yorumlarla doldu taştı. Bir sonraki açık oturumda Cameron, bu anektotlardan hiç bahsetmedi.

-Bu konuyla ilgili BBC nin haberini video olarak izleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir