Yazar arşivleri: admin

Kara Propaganda ve İnternet

Kara propagandanın internette nasıl yayıldığını anlatan yazım www.efbes.com da yayınlandı. 2 bölüm halinde hazırladığım yazımın birinci bölümünde, internet üzerinden yürütülen kötü propagandanın analizini yaptım. Yine birinci yazıda Türkiye ve dünyadan bazı örnekler verdim. İkinci yazımda ise, sektörün önemli isimlerinden konuyla ilgili görüşlerini aldım. Yazıları aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz :

Okumaya devam et

Yeni Yaklaşımlar ile Müşterimize Daha Fazla Yaklaşmalıyız

Pazarlama ile ilgilenenler bilir. Yeni bir kampanya söz konusu olduğu zaman brieflerin değişmeyen bileşeni “hedef kitle” dir. Hedef kitleye göre kampanya planlanır, uygulanır. Hedef kitle başlığında görmeye alıştığımız, yaş, cinsiyet, gelir grubu, yaşadığı yer, eğitim durumu vb. tek boyutlu, varsayımlar temeline dayanan bilgilerdi. Örneğin, ürünümüzün hedef kitlesi  : “24-35 yaş arası, üniversite mezunu erkekler” … Bu aslında yakın zaman kadar iyi çalıştığını düşündüğümüz ve sıklıkla kullandığımız verilerdi. 24-35 yaş arası erkekler çoğunlukla ürünümüzle ilgileniyordu evet doğru ancak ya 37 yaşında ama ürünümüzle ilgilenenler ? Onları yok saymak zorunda kalıyorduk. Hedef kitleyi fişleyerek, ilgi gruplarını tahmin etmekti bu. Çünkü elimizde tek boyutlu bir veri vardı ve bu veriye dayanarak bir optimizasyon yapmak durumundaydık.

Google Adwords Kullanımında Türkiye Pazarı [ Röpörtaj ]

Google AdWords kullanımı açısından Türkiye pazarı nasıl bir tablo sergiliyor?

Google Adwords kullanımından önce aslında Google ın arama motoru olarak Türkiye’de tek önemli oyuncu olduğunu ve arama ortakları ile beraber %97 lik bir oranda kullanıldığını belirtmeliyim. Durum böyle olunca arama motoru pazarlaması eşittir Adwords gerçeği var ülkemizde. Bu gerçeğin dışında Türkiye’de ki firmaların %90 oranında kobi ölçeğinde olduğu ve reklam bütçelerinin düşük olduğu, firmaların daha sonuç odaklı reklamları tercih etme eğiliminde olduğunu görüyoruz. İşte tam bu noktada Türk firmaları için Adwords çok iyi bir seçenek oldu. Şu Türkiye, dünyada Adwords açısından en çok gelişen birkaç pazardan birisi konumunda. Tabi halen onlineda reklam harcamaları açısından gelişmiş ülkelerin çok gerisinde olduğumuzu söyleyebilirim.

Okumaya devam et

Sosyal Medya’da Aref Dalgası

Bir çoğunuz bilirsiniz, bir TV kanalında uzunca bir süredir “Yetenek Sizsiniz”isimli bir program yayında. Acun Ilıcalı’nın yapımcılığını üstlendiği esasen yurtdışı örneklerinden devşirme bir program. Tahmin edebileceğiniz gibi Türk halkı tarfaından fazlasıyla seviliyor.

Yazıma konu olan programın kendisi değil, programda yer alan yeteneklerden birinin internette bilhassa sosyal paylaşım platformlarındaki virütik yayılımı. Aynı zamanda kendiliğinden viral etki taşıyan bu olayın, pazarlama profesyonellerine örnek teşkil edecek bir case study (başarı hikayesi) olması.

Okumaya devam et

Dualarınız Benimle Olsun

Bu yazıyı Uludağ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde ki odamdan yazıyorum. Aslında tatil için çıktığım yolda, başıma gelene beklenmedik sağlık sorunu nedeni ile buradayım. Cumartesi den beri de ancak bilgisayarımın başına geçebildim.

Arayan dostlarımın telefonlarına cevap veremiyorum çoğunlukla. O yüzden burada bir bilgi mahiyetinde son durumu merak eden dostlarımla paylaşmak istedim.

Okumaya devam et

Sosyal Medya Şovalyeleri

Sanayi devrimi, bilgi çağı ardından internet çağı ve internetin web 1.0 dan başlayan gelişim süreci bizi bugünlere getirdi. Artık bilgi ve iletişimin çift yönlü olduğu bir çağdayız. Tüketici hiç olmadığı kadar güçlü ve söz sahibi. İşte tüketicilerin sesleri ile oluşan tabiri caizse bu gürültü sosyal medya…
Sosyal medyanın tüm dünyada yükselişi bize bir şeyler anlatıyor.  Sosyal medyayı oluşturan mecralar her ülkede farklı şekilde ilgi görse de, genel eğilimler aynı. İstatistiklere baktığımızda Türk kullanıcısının Facebook ve Friendfeed kullanımında ise ilk sıralarda olduğunu görebiliyoruz. Twitter kullanımı ise moda duruşuna rağmen yüksek oranlarda değil. Facebook ve Friendfeed gibi mecraların ortak özelliği tüketiciye daha fazla görüş bildirme olanağı ve daha fazla paylaşım gücü vermesi. Dünyadaki örneklere kıyasla tüketici haklarının daha zayıf olduğu bir ülke için şaşılacak bir şey yok! Türk tüketicisi sesini daha fazla duyurmak  ve dikkate alınmak istiyior. Bunu da en kolay internet ortamında yapabiliyor.
Peki markalar bu sesi duyuyor mu?
Pek çok şirket günümüz moda trendi, yükselen bir değer olarak bakıyor sosyal medyaya. Kulaklarını dört açmış sosyal medya dan gelen sesleri dinlemeye başladılar. Ancak kanımca çoğu henüz ne yapılması gerektiğini bilmiyor.
Markaların sosyal medya da ki davranışlarını 3 kategori de toplayabiliriz.
1. “Duymadım, görmedim bilmiyorum” cu lar
Bu yolu tercih eden oldukça fazla marka var. Bir çoğu eminim gerçekten duymuyor, görmüyor ve bilmiyor. Şirket yöneticileri bu vizyona sahip değil. Tüketicilerin söylediklerini önemli görseler bile, internette yazılıp çizilenlerin etkisinin çok olmayacağını varsayarak, bu konuda en ufak bir çabaları yok. Bu çabayı gösterecek bilgi ve becerileri de, muhtemelen yok.
Diğer bir çeşit duymadımcılar ise, aslında duyanlar ama duymamazlıktan gelenler. Bilhassa devasa firmalar var böyle. Sırtını sayfalarca imzalatılmış sözleşmelere, akıllıcı kurgulanmış taahhütlere ve kanun boşluklarına dayamış olan markalar… Bu markaların halk içine çıkacak cesaretleri yok. İtibarı PR şirketinin maharetine, reklam yıldızlarının popülerliğine ve boy boy her köşede karşımızda çıkan bayi / şube lerine dayamışlar. Haklarını arama kültürü henüz olmayan bir coğrafyada, kurdukları tezgah içinde iyi kazançları var. Neden halk içine çıkıp zılgıt yesinler ki… Sağda solda her vakit duyduğunuz reklamlarda adı geçen bu markaları sosyal medya da görmediğinize sakın şaşırmayın. Onların insan içine çıkacak yüzleri yok zaten.
2. “Ben yaptım oldu” cu lar
Sosyal medya büyüsüne kapılmış, tüm iyi niyeti ile burada var olayım diyenler de var. Bunlardan bir kısmı işi yanlış anlamış olanlar. Birileri onlara buraları ucuz -hatta bedava- reklam mecrası olarak tanıtmış. Onlar da sosyal mecraları bu şekilde kısa vadeli hesaplar için kullanıyorlar. Bir kısmı, müşterileri de dinlemek, onların görüşünü de almak niyeti ile burada var olmayı düşünmüşler ancak kötü yönetim ve strateji fakirliği ile yaptıkları işi ellerine yüzlerine bulaştırmışlar. Her şeye rağmen niyetleri iyi en azından…
3. Sosyal medya şovalyeleri
Tebrikleri hak edenler ise  sosyal medya şovalyelerimiz. Bu şirketler haklarında olumsuz yorumlar olacağını bilseler bile, bunlarla yüzleşebilme cesaretini gösteren ve tüm iyi niyetleri ile müşterilerinin yanında olma çabasında olanlar. Üstelik bunu yaparken, “ben yaptım oldu” cu ların aksine işi ciddiyetle ele alıp bu işin uzmanlarını istihdam ederek ve ya profesyonel destek alarak bu işi yapıyorlar. Sosyal medya da kampanyalar düzenliyorlar, yeni çıkardıkları ürünlere tüketicilerin isim vermesini istiyorlar, müşterilerinin şikayetlerini iletebilecekleri bir kanal olarak bu mecraları kullanıyorlar.
Dünyada ve ülkemizde bir çok örneği var. 1. ve 2. maddeler için örnekleme yapmayacağım. Bu maddelerde adı geçen markaları zaten az çok anlayabilirsiniz. Ben daha çok yazıma başlığını vermiş olan “sosyal medya şovalyeleri” nden bahsetmek istiyorum.
TTnet bu şovalyelerden. TTnet bunu hak edecek bir destek hattı projesini FriendFeed de açtı. Çoğu markanın girmeye cesaret edemediği bir kanalda, üstelik ADSL gibi oldukça sorunlu ve TTnet gibi sıklıkla eleştirilere maruz kalan bir markanın buna cesaret ettiğini duyunca oldukça şaşırmıştım. TTnet resmen şovalyelik yapıyor, bir çok markaya da örnek olacak bir iş yapıyordu. Açıldığı günden bugüne hep olumlu yorumlar aldığını gördüm. http://friendfeed.com/ttnetdestek adresinden müşterilerine destek olmak için hesabı yöneten bir ekip kurulmuş ve ilgili şikayet ve talepleri hızlı bir biçimde işleme koyuyorlar. Kendilerini tebrik ediyorum…
Artık tüketiciler olarak bizler de, tüketiciyi daha çok dinleyen ve ona değer veren markaları bekliyoruz. Çünkü bunu hak ediyoruz, her geçen gün daha da bilinçleniyor ve güçleniyoruz.
Haydi sosyal medya şovalyeleri sizi bekliyoruz…

Sanayi devrimi, bilgi çağı ardından internet çağı ve internetin web 1.0 dan başlayan gelişim süreci bizi bugünlere getirdi. Artık bilgi ve iletişimin çift yönlü olduğu bir çağdayız. Tüketici hiç olmadığı kadar güçlü ve söz sahibi. İşte tüketicilerin sesleri ile oluşan tabiri caizse bu gürültü sosyal medya…

Okumaya devam et

Adwords Yeni Anahtar Kelime Hedefleme “Broad Match Modifier” ı Duyurdu

MoreClick bloğunda yayınlanan bu yazı da anlatıldığı gibi, Google broad match eşleşme biçimi için yeni bir değişime gitti. Böylelikle, bir ço alakasız aramayı da içeren geniş eşleşme kelimeler bir miktar daha hassaslaşmış oldu. Bilenler bilir, Adwords n geniş eşleşme biçiminde yazılan anahtar kelimeleri, eş anlamlı aramaları da tetikleyerek reklam gösterim yapıyordu. Bu ise kimi zaman alakasız tıklamaları da almanıza neden olacak şekilde bir trafik oluşturuyordu.  Yüksek trafik hedeflediğiniz durumlarda da yapacağınız tek şey “Geniş Eşleşme” ve “Negatif Eşleşme” yi bir arada kullanmak oluyordu.

Okumaya devam et

İşletim Sistemlerinin Geleceği Ne Olacak?

İnsan alışkanlıkların çocuğudur. Bu sözü çok severim. İnsanoğlunun alışkanlıklarını kolay kolay terk edemediği, alışkanlıklarımızın düşüncelerimiz olduğu bir gerçek. Ama internette bu alışkanlıkların çok daha hızlı değiştiğini de gördüm. Üniversite yıllarından bu yana internet kullanıyorum. Önce Yahoo vardı hayatımızda, sonra Google girdi ve Yahoo’yu bir daha hiç kullanmadım. Anında mesajlaşma servisi olarak ICQ vardı hayatımda, yerini MSN e bırakana dek. Kartvizitlere dahi yazılacak kadar yaygın olan ICQ, çok kısa bir sürede neredeyse hepimizin hayatından çıktı. Daha çok yakın zamana dek cep telefonu denilince akla ilk Nokia gelirdi, şimdi iPhone. Evet insan alışkanlıkların çocuğudur, ama söz konusu teknoloji olunca bu alışkanlıklar kolaylıkla değişebiliyor.

Okumaya devam et

Landing Page ile Doğru Reklam Kurgusu

Şu an “internet reklamcılığı” alanında, özellikle de arama motorları ile ilgili çözümler sunan bir ajansın başkanıyım. Uzun zamandır bu işi yapıyorum. Ama ondan daha uzun zamandır bir kullanıcıyım. Yani işin hem mutfağındayım ve üretiyorum, hem de kullanıyorum ve tüketiyorum. Zamanımın büyük bir kısmını da bir internet kullanıcısı olarak üreterek değil tüketerek geçiriyorum.
Bunları neden anlattım? Çünü bir internet reklamı gördüğümde öncelikle bir kullanıcı olarak değerlendiriyorum. Reklam bana ne anlatıyor, ne hiseettiriyor buna bakıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir reklam faciası ile daha karşılaştım. Bulduğum ilk fırsattada da bloğumda yazmaya karar verdim. Ama hemen öncesinde de şunu belirtmeden geçemeyeceğim : “Niyetimiz kimseyi kırmak değildir, şurdakini şuaraya koymak değildir.” şeklinde bir olacak o kadar reğliği vardır ya.  Benim niyetimde bu ve benzeri yazılarla kimseyi kırmak değil ama bazı şeyleri şuradan şuraya koymak. Bu işlerin ülkemizde doğru düzgün yapılıyor olmasını sağlamak.
Geçtiğimiz günlerde karşılaştığım reklama gelirsek. Gmail accountumun hemen yanında bir Google reklamı gördüm. Reklam Suryapı nın bir inşaat projesi idi. Suryapı, henüz piyasaya yeni sürdüğü bir projenin reklamını yapıyordu. Reklama tıkladığım da proje ile ilgili detay sayfasına gitmeyi, ve proje hakkında bilgi almayı umuyordum. Oysa ki karşıma projenin kapsamını bile öğrenemeden bir başvuru formu çıktı.
IMAGE
Peki bu doğru bir kurgu mu? Elbetteki değil. Bu tür projelerde reklamın gözükmesi bir ilgi oluşturur. Oluşan ilginin pişirilmesi, detaylandırılması ve satış tüneline sokulması lazım ki form doldurulsun veya doldurulan formlar alakalı olsun. Tüm dünyada kurgu böyledir. Daha önceki şu yazımda landing page in nasıl hazırlanması gerektiğini anlatmıştım. Kurgu da aşağıdaki gibi olmalı.
Reklam — Landing Pahe — Form
Bunun dışındaki kurgular (Yazımda anlattığım örnek gibi) boşa giden para, etkisiz rekalm anlamına gelir.
İnternetten reklam yapmak isteyen firmaların artık bu basit kurguları biliyor ve uyguluyor olması lazım. Bunun için interette kısa bir araştırma yapmaları veya rakiplerine bakmaları yeter. Aksi halde verim alınmaz, suç yine mecraya atılır.

Şu an “internet reklamcılığı” alanında, özellikle de arama motorları ile ilgili çözümler sunan bir ajansın başkanıyım. Uzun zamandır bu işi yapıyorum. Ama ondan daha uzun zamandır bir kullanıcıyım. Yani işin hem mutfağındayım ve üretiyorum, hem de kullanıyorum ve tüketiyorum. Zamanımın büyük bir kısmını da bir internet kullanıcısı olarak üreterek değil tüketerek geçiriyorum.

Okumaya devam et